Yılmaz Özdil Ne Zaman Sarayın Sözcüsü Oldu?

Yılmaz Özdil Ne Zaman Sarayın Sözcüsü Oldu?Türkiye’de muhaliflik bazen iktidara muhalefet etmek değil, iktidarın işine gelen yerde susmak; bazen de susmak yetmez, alkış tutmak demektir.

Yılmaz Özdil’in Sözcü TV ekranlarında sarf ettiği sözler, tam olarak bu ikinci kategoriye girmiştir.AKP’ye, Erdoğan’a, devletin güvenlik bürokrasisine yönelik övgüler öyle sıradan, öyle “yorum” kılıfında falan da değil. Açık açık bir meşrulaştırma, bir parlatma, hatta neredeyse bir tebrik töreni.İbrahim Kalın’a, Hakan Fidan’a, Yaşar Güler’e “madalya” öneriliyor. Hangi başarıdan söz ediliyor? Suriye’de hâlâ milyonlarca mültecinin geri dönemediği, sınır güvenliğinin kalıcı biçimde sağlanamadığı, Türkiye’nin masada mı yoksa vitrinde mi olduğu bile tartışmalı bir dosyadan mı?“Plan tereyağından kıl çeker gibi yapılmış” deniyor.Hangi plan?On yıldır yanlış hesaplarla, zikzaklarla, Rusya-ABD-İran arasında savrularak gelinen nokta mı kusursuz plan oluyor?Asıl mesele şu:Yılmaz Özdil’in cümleleri bir analiz değil, bir teslimiyet ilanıdır.“Bu saatten sonra açılımmış, SDG’ymiş falan, hepsinin inisiyatifi asrın liderimizin elinde” demek; gazetecilik değildir. Bu, tek adam rejiminin dış politikadaki mutlaklaştırılmasına alkış tutmaktır. Muhaliflikten değil, eleştiriden değil; düpedüz biatten söz ediyoruz.Daha düne kadar “asrın lideri” ifadesiyle dalga geçenlerin, bugün aynı ifadeyi ciddi ciddi kurması tesadüf değil. Bu ülkede bazı kalemler, rüzgârın yönünü pusuladan değil, iktidarın nabzından ölçüyor.Ekranlarda muhalif diye pazarlanan isimlerin, kritik eşiklerde iktidarın elini rahatlatması yeni değil. Ama bu kadar aleni, bu kadar filtresiz bir övgü, ister istemez şu soruyu sorduruyor:Bu sözler kime yarıyor?Cevap basit:Muhalefete değil.Topluma değil.Gerçeğe hiç değil.Bu sözler yalnızca, “Bakın, en sert eleştirmenler bile artık teslim oldu” propagandasına yarıyor.Gazetecilik; güçlünün yanında durmak değil, gücü sorgulamaktır. Madalya dağıtmak değil, hesap sormaktır. Aksi hâlde ekrandaki isim gazeteci olur ama yaptığı iş, tarihe not düşmek değil, not almak olarak geçer.Ve not alınanlar, günü kurtarır;not düşenler ise zamanı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir