ABD Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan son verilere göre, ülkenin toplam kamu borcu 18 Ağustos itibarıyla 40 trilyon 47 milyar dolara ulaşarak tarihi bir eşiği geride bıraktı. Bu rakamla birlikte ABD tarihinde ilk kez kamu borcu 40 trilyon dolar sınırını aşmış oldu. Devasa borç büyüklüğü Hazine verilerine göre iki ana kalemde şekilleniyor: halkın elindeki menkul kıymetler 32 trilyon 265 milyar dolar, hükümet içi borç stoku ise 7 trilyon 781 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Borç artış hızındaki ivme oldukça dikkat çekici; zira 39 trilyon dolar eşiği bu yılın mart ayında aşılmıştı ve böylece toplam borç, 5 yıldan kısa bir süre içinde 10 trilyon dolarlık devasa bir artış kaydetti.
Ekonomistler ve bütçe uzmanları, borcun bu seviyeye gelmesinde birkaç temel faktörün etkili olduğunu belirtiyor. Bunların başında, hükümet harcamalarının gelirlerin sürekli üzerinde seyretmesiyle oluşan yapısal bütçe açıkları geliyor; son yıllarda yıllık bütçe açığı ortalama 2 trilyon dolar civarında tutuldu. Ayrıca, yüksek enflasyonla mücadele için atılan adımlar ve faiz oranlarının yukarı yönlü seyri, hazinenin borçlanma ve faiz maliyetlerini ciddi biçimde artırdı. Net faiz ödemelerinin savunma harcamalarını geride bırakarak bütçede en büyük kalemlerden biri haline gelmesi bu bağlamda özellikle dikkat çekiyor. Bunlara ek olarak, yaşlanan nüfusla birlikte sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarındaki kaçınılmaz artışlar da borç yükünü besleyen diğer önemli bir etken olarak öne çıkıyor.
Söz konusu kilometre taşı, mali disiplin ve sürdürülebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Federal bütçe uzmanları, kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasıla oranına kıyasla ulaştığı seviyenin tahvil piyasalarında tedirginliğe yol açtığını belirtiyor. Uzun vadeli Hazine tahvili getirilerinin yılların en yüksek seviyelerini test etmesi, Washington yönetiminin mali rotasını acilen değiştirmesi yönündeki baskıları giderek artırıyor.
