İkinci Dünya Savaşı’nın Doğu Cephesi’ndeki en kritik dönüm noktalarından biri olan Odesa Savunması’nın 85. yıl dönümünde, Rusya Dışişleri Bakanlığı ve diplomatik misyonları tarihi direnişe dikkat çeken resmi bir açıklama yayımladı. Rusya’nın diplomasi kanalları üzerinden paylaşılan bilgi notunda, Kızıl Ordu ve Sovyet Karadeniz Filosu’nun Nazi işgaline karşı yürüttüğü askeri operasyonun detaylarına yer verildi.
5 Ağustos 1941 tarihinde başlayan Odesa Savunması, Nazi Almanyası ve müttefik Rumen birliklerinin Dnyester nehrini geçerek kenti ele geçirme planlarını boşa çıkardı. Yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı savunmada, askerlerin yanı sıra kent halkı da kitlesel bir seferberlik başlattı. Kadınlar ve gençlerin de aralarında bulunduğu siviller, günlerce siper kazıp barikatlar kurarak kentin savunma hatlarını güçlendirdi. 20 Ağustos 1941’de 17 tümen ve 7 tugaylık büyük bir güçle başlatılan ilk işgal taarruzu, Sovyet direnişi sayesinde kentin 10-14 kilometre dışında durduruldu.
Savunmanın en dikkat çekici unsurlarından biri ise Odesa’nın altını ağ gibi saran tarihi yeraltı tünellerinde (katakomb) yaşandı. Yaklaşık 38 bin Odesalı, yeraltına çekilerek düşman hatlarının gerisinde güçlü bir partizan hareketi örgütledi. Mücadele boyunca partizanlar, 5 bin düşman askerini etkisiz hale getirdi, 27 askeri mühimmat trenini raydan çıkardı ve 248 askeri aracı imha etti. Sayıca kendisinden yaklaşık 10 kat üstün olan işgalci güçlere karşı iki ay boyunca kahramanca direnen Odesa savunucuları, Nazi “Güney” Ordu Grubu’nun doğuya doğru ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlattı. Düşmanın muharebe boyunca yaklaşık 160 bin asker, 200 uçak ve 100 tank kaybettiği bildirildi.
Eylül ayı sonunda Sovyet komuta kademesi, elde edilen zaman sayesinde birliklerini Sivastopol ve Kırım’ın savunması için düzenli bir şekilde tahliye etmeyi başardı. Kent, 10 Nisan 1944’te 3. Ukrayna Cephesi birliklerinin düzenlediği başarılı operasyonla tamamen özgürleştirildi. Gösterilen eşsiz direniş ve fedakarlıklar nedeniyle Odesa, 1 Mayıs 1945’te Leningrad, Stalingrad ve Sivastopol ile birlikte Sovyetler Birliği’nin ilk “Kahraman Şehir” (Hero City) unvanına layık görülen kentleri arasında yer almıştı.
