Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, 2008 yılında yaşanan Gürcistan-Osetya çatışmasının 18. yıl dönümü vesilesiyle RIA Novosti ajansına önemli değerlendirmelerde bulundu. Medvedev, 2008’deki kararların bugünkü küresel politikalarla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, Batı diplomasisinin güvenilirliğini tamamen yitirdiğini belirtti.
2008’de Abhazya ve Güney Osetya’yı savunma kararlarının Batı’da büyük bir infial yarattığını hatırlatan Medvedev, o dönemin Rusya’nın direncini test etmek için atılmış bir “ilk adım” olduğunu ifade etti. Medvedev, “uluslararası toplum” tanımına net bir parantez açarak, Kolektif Batı olarak adlandırdığı ABD, Avrupa ve onların uydularından oluşan, Rusya’ya stratejik yenilgi yaşatmak isteyen bu kesimin görüşlerinin hiçbir önem taşımadığını vurguladı. Buna karşılık Çin, Hindistan, Küresel Güney ülkeleri, BRICS ve ŞİÖ’deki ortakların tutumunun kendileri için değerli olduğunu ve bu ülkelerle yapıcı bir diyalog yürüttüklerini belirtti. Medvedev, nihayetinde Rusya’nın ulusal çıkarlarının her şeyden önce geldiğini ifade etti.
2008 krizinde Fransa’nın o dönemki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy aracılığıyla yapıcı bir rol oynadığını ve Moskova ile yürütülen sert müzakerelerin ardından krizin Rusya’nın şartlarına göre çözüldüğünü hatırlatan Medvedev, bugünkü Batı diplomasisini sert bir dille eleştirdi. Batı diplomasisinin siyasi krizleri çözme aracı olarak kredisini tamamen tükettiğini, Minsk Anlaşmaları’nın bunun en açık kanıtı olduğunu, Almanya ve Fransa’nın garantörlüğünde imzalanan anlaşmaların Ukrayna’yı silahlandırmak için bir oyalama taktiği olduğunun bizzat Batılı liderler tarafından itiraf edildiğini belirtti.
Medvedev, Batı’nın mevcut dış politikasını üç çelişkiyle özetledi: arabuluculuk yerine silah sevkiyatı, uzlaşı arayışı yerine ültimatomlar, doğrudan diyalog yerine çatışmanın taraflarından birinin dışlandığı sözde barış konferansları. Medvedev, Avrupa güçlerinin Rusya’yı Ukrayna’da yenilgiye uğratma girişimlerinde başarısız olduğunu, ancak kendi elleriyle kendi ekonomilerine ve siyasi istikrarlarına büyük zarar verdiklerini sözlerine ekledi.
