Paşinyan’dan 1915 ve Rusya Çıkışı: “Artık Tarihin Kurbanı Değiliz”
Nikol Paşinyan, 1915 olayları ve Ermenistan’ın tarihsel yönelimine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Paşinyan, Ermeni toplumunun uzun yıllar boyunca Rus perspektifiyle hareket ettiğini savunarak, artık farklı bir tarihsel bilinç geliştirilmesi gerektiğini söyledi.Paşinyan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:“1830’lardan 2023’e kadar Ermenistan’da hepimiz dünyayı Zatulin’in (Rusya’nın) gözünden gördük.2026 yılında Ermenistan vatandaşları bir seçim yapmak zorunda kalacaklar. Artık Zatulin’in gözlerinden bakmayacağız.1850’lerde başlayıp 2023’te sona eren ve bu süre zarfında neler yaşandığını hatırlatan tarih döngüsüne tekrar girmeyi kabul edemeyiz. Artık tarihin kurbanı olarak görülen bir millet değiliz.”Bu sözler, Erivan’ın Moskova ile ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ettiği şeklinde yorumlandı. Paşinyan’ın Rusya’ya yönelik eleştirel dili, özellikle 2020 Karabağ Savaşı sonrası süreç ve 2023 gelişmeleri çerçevesinde değerlendiriliyor.Türk Diplomatlara Yönelik Ermeni Terörü ve Cevapsız Kalan Dosyalar1970’li ve 80’li yıllarda Türk diplomatlara yönelik saldırılar, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin en kanlı sayfalarından biri olarak kayıtlara geçti. Bu saldırıların bir kısmı, Ermeni radikal örgütleri tarafından üstlenilmişti.Bu terör dalgasında hayatını kaybeden isimlerden biri de Türkiye Cumhuriyeti’nin Belgrad Büyükelçisi olan Galip Balkar idi. Balkar, 1983 yılında uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edildi.Aile kaynaklarına göre, saldırıya karışan faillerden biri halen Erivan’da yaşamını sürdürüyor. Türkiye’de ise söz konusu dosyaların uluslararası hukuk çerçevesinde yeniden gündeme taşınması yönünde çağrılar yapılıyor.“Tarihin Kurbanı” Söylemi ve Karşılıklı AcılarPaşinyan’ın “artık tarihin kurbanı değiliz” sözleri, bölgede geçmişle yüzleşme ve yeni bir siyasal yönelim tartışmasını başlatırken; Türkiye tarafında ise Ermeni terörünün mağdurları ve aileleri açısından farklı bir hafızayı hatırlatıyor.Uzmanlara göre, kalıcı barışın yolu tek taraflı tarih okumalarından değil; karşılıklı acıların tanınması ve terör eylemlerinin açık biçimde reddedilmesinden geçiyor.
